Kayseri’ye Dönüş ve Unutulmayan Harman
Kayseri’nin yazı sert olur derlerdi eskiler. Gündüzleri güneş taşların içine kadar işler, akşamları ise rüzgâr bozkırın üzerinden ağır ağır geçerdi. Ben yıllardır şehirde yaşıyorum ama içimde bir yer hâlâ köyde takılı kaldı. Özellikle yaz sonları geldiğinde, içimde açıklayamadığım bir boşluk büyüyor. O boşluk bana sürekli aynı soruyu sorduruyor: Harman ne demek?
Bu sorunun cevabı sadece sözlükteki bir açıklama değil. Bunu çok geç anladım. Benim için harman, çocukluğum, dedemin sesi, annemin ter kokan yaz günleri ve en çok da içimde bir türlü kapanmayan bir yara.
Çocukluğun Tozlu Harman Yeri
Köye her yaz gidişimiz bir tören gibiydi. Şehirdeki sıkışık apartmanlardan çıkıp toprak kokan o geniş dünyaya varınca içimde bir şey çözülürdü. Dedemin evi köyün biraz dışında, tarlalara yakın bir yerdeydi. Tarlaların ortasında genişçe bir alan olurdu; işte oraya harman derlerdi.
İlk duyduğumda anlamamıştım. Çocuk aklı işte, sadece samanların ve buğday tanelerinin savrulduğu bir yer sanmıştım. Oysa harman, çok daha derindi.
Hasat zamanı geldiğinde, köyde herkes tarlalara inerdi. Biçilen buğdaylar önce demet demet yapılır, sonra o geniş alana taşınırdı. Atlar, traktörler, bazen de insanların ayak gücüyle başlar o büyük döngü. Buğday sapları ezilir, taneler ayrılırdı. Rüzgâr beklenirdi; çünkü rüzgâr gelince saman uçar, ağır taneler yerde kalırdı.
Ben o zamanlar sadece izlerdim. Ama içimde bir şey büyürdü. Sanki o dökülen her tane, benim de içimden bir parçayı koparıyordu.
Dedemin Sesi ve Harmanın Anlamı
Dedem harman yerinde hep en son kalan olurdu. Herkes yorulup kenara çekildiğinde o hâlâ orada durur, elindeki küreği yavaşça savururdu. Bir gün yanına gidip sormuştum:
“Dede, harman ne demek?”
Uzun süre susmuştu. Sonra gökyüzüne bakmış, derin bir nefes almıştı.
“Evlat,” demişti, “harman sadece buğdayın sapından ayrılması değildir. İnsan da burada kendini ayırır aslında. Gereksiz olanı bırakır, özünü bulur.”
O zamanlar anlamamıştım. Ama sesini hâlâ unutamıyorum. Sanki her kelimesi, rüzgârla birlikte tarlanın içine karışıyordu.
Şimdi düşünüyorum da, dedem aslında bana hayatı anlatıyormuş. İnsan da zamanla harmanlanıyor. Acılarından, sevinçlerinden, kayıplarından ayrılıp geriye bir öz bırakıyor.
Şehirde Kaybolan Duygular
Bunu da Okuyun: Karla ismi ne demek ?
Şehre döndüğümde her şey hızlanıyordu. Kayseri’de üniversite bitmiş, iş hayatı başlamıştı. Günler birbirine benziyor, sabahlar akşamları kovalamaktan başka bir şey yapmıyordu.
İçimdeki sessizlik büyüyordu.
Bir zamanlar tarlada rüzgârı bekleyen o çocuk gitmiş, yerine sürekli telefon ekranına bakan, yorgun bir genç gelmişti. Bir ilişkim vardı, bitmişti. Aslında bitişi bile tam anlayamamıştım. Sadece bir gün mesajlar azaldı, sonra tamamen yok oldu.
O gün eve döndüğümde içimde tek bir cümle dönüp duruyordu: Ben de bir harman gibiyim.
Çünkü insan bazen öyle hissediyor. Her şey savruluyor, geriye ne kaldığını bilmiyorsun.
O gün defterime şunu yazmıştım:
“İçimdeki buğday mı kalıyor, yoksa sadece saman mı uçup gidiyor?”
Yaz Sonu Geri Dönüş
Bir yaz, her şeyi bırakıp köye döndüm. Annem arayıp “gel biraz hava değiştir” dediğinde aslında ne demek istediğini anlamıştım. Ben de içimdeki kalabalıktan kaçmak istiyordum.
Köye vardığımda harman yerini ilk kez uzaktan gördüm. Aynı yerdi ama sanki başka bir zamana aitti. Artık traktörler daha fazla, insanlar daha sessizdi. Eskisi gibi kalabalık değildi.
Ama yine de toprak aynıydı.
O an içimde bir şey kırıldı. Çünkü zamanın gerçekten geçtiğini orada anladım. Çocukluğumun izleri silinmemişti ama üstü örtülmüştü.
Dedemi kaybettiğim yılı düşündüm. O harman yerinde son kez onu gördüğüm an gözümün önüne geldi. Elinde bastonu, rüzgâra karşı dimdik duruyordu. O görüntü hâlâ içimde bir yerde yaşıyor.
Harmanın İçinde Kendimi Bulmak
Bir gün sabah erken kalktım. Kimse uyanmadan harman yerine gittim. Toprak hâlâ serindi. Ayakkabılarımın altındaki her taş sesi büyütüyordu.
Orada dururken uzun süre hiçbir şey yapmadım. Sadece baktım.
Rüzgâr geldiğinde, tarlanın boş kalan yerlerinde küçük toz bulutları yükseldi. O an dedemin sözleri aklıma geldi. “İnsan da harmanlanır.”
Kendi içime baktım.
Kaybettiklerim vardı: bir ilişki, bazı hayaller, çocukluğun saflığı. Ama geriye kalan bir şey de vardı. Hâlâ burada olmam, nefes almam, hissetmem…
İşte o an fark ettim: Harman ne demek? sorusunun cevabı sadece tarla işi değildi. Harman, insanın kendini yeniden anlamasıydı.
Ben o sabah orada bir şey hissettim. Hayal kırıklığım vardı, evet. Ama aynı zamanda garip bir huzur da vardı. Çünkü bazı şeylerin gerçekten ayrılması gerekiyordu.
İçimde Kalan Sessiz Çocuk
Şimdi Kayseri’deki odamda bunu yazarken pencereden dışarı bakıyorum. Şehir ışıkları yanıyor, arabalar geçiyor. Ama içimde hâlâ o harman yerinin sessizliği var.
Bazen düşünüyorum; belki de büyümek, o harman yerinden geçmek gibi bir şey. Savruluyorsun, kırılıyorsun, eksiliyorsun. Ama sonunda geriye kalan şey, senin gerçeğin oluyor.
İçimde hâlâ o çocuk var. Tarlada rüzgârı bekleyen, dedesinin sesini dinleyen çocuk. O çocuk bazen ağlıyor, bazen umutlanıyor, bazen hiçbir şey hissetmiyor.
Ama artık biliyorum.
Harman sadece bir yer değil. Bir zaman da değil. İnsan kendini bulana kadar devam eden bir süreç.
Ve ben hâlâ o harmanın içindeyim.
Bu içeriğimizle “Harman ne demek” hakkında kapsamlı bir bakış açısı sunmaya çalıştık. Iliyagulersen okurlarına sevgilerle!