KKM’nin avantajı kaldı mı? sorusuna Bursa’dan bakınca akla gelenler
Sevgili Iliyagulersen ziyaretçileri, bugün “KKM’nin avantajı kaldı mı” konusunda bilinmesi gerekenleri ele alıyoruz.
Bursa’da sabah işe giderken otobüste cam kenarına oturup dışarıyı izlerken bazen garip bir düşünce geliyor aklıma: Ekonomi dediğimiz şey aslında hepimizin cebinde ama kimsenin tam olarak aynı şekilde hissetmediği bir şey. Aynı kahveye biri “ucuzmuş” derken diğeri “artık lüks oldu” diyebiliyor. İşte tam bu noktada son birkaç yıldır hayatımıza giren KKM konusu da böyle bir ortak ama farklı hissedilen meseleye dönüştü.
Son zamanlarda kendi çevremde de sık duyduğum soru şu: KKM’nin avantajı kaldı mı? Bunu soranlar genelde ya birikimini nasıl değerlendireceğini düşünenler ya da “artık eskisi gibi kazandırmıyor galiba” diye sezgisel olarak hissedenler.
Ben de hem Türkiye’deki tabloya hem de dışarıdan bakınca oluşan genel görünüme kafa yorarken bunu biraz arkadaş arasında anlatır gibi toparlamak istedim.
—
KKM’nin ilk dönemi: “Güvenli liman” hissi
Hatırlarsak KKM (Kur Korumalı Mevduat) ilk çıktığında Türkiye’de döviz kurundaki sert hareketler çok konuşuluyordu. İnsanlar bankaya TL yatırdığında “acaba kur artarsa param erir mi?” endişesi taşıyordu.
O dönemde KKM’nin cazibesi şuradan geliyordu:
Kur artışına karşı koruma
TL mevduat faizi + kur farkı avantajı
Psikolojik olarak “ben güvendeyim” hissi
Yani sadece finansal değil, aynı zamanda psikolojik bir üründü. Bursa’da ofiste çay molasında bile konuşuluyordu: “Abi KKM’ye girdin mi?” sorusu adeta yeni bir sosyal şifre gibi olmuştu.
Ama zaman geçtikçe bu tablo değişmeye başladı.
—
Bugün geldiğimiz nokta: KKM’nin avantajı kaldı mı?
Şu an bakınca KKM’nin avantajı kaldı mı? sorusunun cevabı eskisi kadar net değil. Hatta dürüst olmak gerekirse, avantaj kavramı kişiye göre çok değişiyor.
Çünkü artık:
Mevduat faizleri yükseldi
Kur oynaklığı önceki dönemlere göre daha kontrollü
Alternatif yatırım araçları arttı
KKM’nin maliyeti ekonomi yönetimi açısından daha görünür hale geldi
Bu da şunu yaratıyor: KKM artık “tek ve güçlü avantajlı araç” değil, daha çok “özel koşullarda anlamlı olabilen bir seçenek” haline geldi.
Bir arkadaşım geçen gün şöyle dedi:
— “Eskiden KKM’ye girince rahat ediyorduk, şimdi hesap yapmadan giremiyoruz.”
Aslında mesele tam olarak bu.
—
Türkiye perspektifi: Güven, maliyet ve dönüşüm
Türkiye’de KKM’nin en büyük etkisi güven algısıydı. İnsanlar TL’de kalmak istiyordu ama kur korkusu bunu zorlaştırıyordu. KKM bu noktada bir köprü gibi çalıştı.
Ama ekonomik sistemlerde hiçbir köprü sonsuza kadar aynı yükü taşımaz.
Şu an Türkiye açısından bakınca KKM üç açıdan değerlendiriliyor:
1. Bireysel yatırımcı açısından
Eskiden “zarar etmeyeyim yeter” yaklaşımı vardı. Şimdi ise insanlar daha bilinçli:
Faiz oranlarını karşılaştırıyor
Alternatif yatırım araçlarına bakıyor
KKM’nin fırsat maliyetini hesaplıyor
Yani bireysel tarafta KKM’nin cazibesi azalmış durumda.
2. Bankacılık sistemi açısından
Bankalar için KKM bir dönem likidite yönetiminde önemliydi. Ancak zamanla maliyet baskısı arttı. Çünkü kur farkı yükü kamu tarafına daha fazla yansıyınca sistemde yeniden denge arayışı başladı.
3. Ekonomi yönetimi açısından
Burada konu daha stratejik. KKM’nin toplam ekonomideki ağırlığı arttıkça, çıkış süreci de dikkatli yönetilmesi gereken bir alan haline geldi.
—
Küresel tarafta benzeri var mı? “Aslında yalnız değiliz” durumu
Arkadaşlarla konuşurken hep şu soru geliyor: “Bu sadece Türkiye’ye özgü mü?”
Aslında hayır.
Dünyada birebir KKM gibi bir sistem çok yaygın değil ama benzer mantıklar farklı ülkelerde farklı şekillerde var.
ABD örneği
ABD’de insanlar genelde faiz odaklı mevduat sistemine bakar. Orada kur riski yok gibi düşünülür çünkü para birimi global rezerv para.
Ama enflasyon dönemlerinde insanlar “cash mi, yatırım mı?” ikilemine düşer. Yani koruma ihtiyacı orada da vardır, sadece araç farklıdır.
Arjantin örneği
Arjantin ise Türkiye’ye psikolojik olarak daha çok benzeyen ülkelerden biri. Orada da insanlar yıllardır dövize yönelme eğiliminde. Hatta bazı dönemlerde resmi ve paralel kur farkı nedeniyle çok katmanlı bir sistem oluşmuş durumda.
Bu açıdan bakınca KKM’nin ortaya çıkış motivasyonu aslında küresel olarak “kur şoklarına karşı bireyi koruma” ihtiyacının yerel bir çözümü gibi düşünülebilir.
Avrupa örneği
Avrupa’da ise euro bölgesi sayesinde kur riski daha sınırlı. Bu yüzden KKM benzeri ürünlere ihtiyaç duyulmuyor. Orada tartışma daha çok faiz oranı ve enflasyon dengesi üzerine.
—
Günlük hayatla bağlantı: KKM aslında neye benziyor?
Bunu arkadaşlara anlatırken şöyle bir benzetme yapıyorum:
KKM biraz “yağmur yağarsa şemsiye, yağmazsa da şemsiye taşıma garantili sistem” gibi.
Ama sorun şu: Şemsiye taşımanın maliyeti var.
Yani kur artarsa koruyor, artmazsa da “keşke başka şey yapsaydım” dedirtebiliyor.
Bursa’da bir kafede otururken yan masadan gelen konuşma bile bu meseleyi özetler gibi:
— “Abi kur yine oynamadı, KKM’ye girenler ne yaptı?”
— “Rahat etti ama fırsatı kaçıran da oldu.”
İşte ekonomi tam olarak bu ikilem.
—
KKM’nin bugünkü avantajları gerçekten ne kadar?
Şu an dürüst bir çerçeve çizmek gerekirse KKM’nin avantajları tamamen bitmiş değil ama daralmış durumda.
Hâlâ güçlü olduğu alanlar
Kur riskinden korunma
Öngörülemeyen döviz şoklarına karşı tampon
TL mevduatta kalmayı teşvik etmesi
Zayıfladığı alanlar
Alternatif faiz getirilerinin yükselmesi
Daha karmaşık ekonomik denge
Fırsat maliyetinin artması
Yani artık “kesin kazandırır” değil, “şartlara göre anlamlı olabilir” noktasında.
—
Arkadaş muhabbeti gibi düşünürsek
Geçenlerde iş çıkışı bir arkadaşla yürürken konu yine buraya geldi.
— “Sence KKM hâlâ mantıklı mı?”
— “Mantık neye göre? Güvende hissetmek mi, daha çok kazanmak mı?”
— “İkisi aynı şey değil mi?”
— “Eskiden öyleydi, şimdi değil.”
Bu kısa diyalog aslında her şeyi anlatıyor.
Ekonomi artık tek boyutlu değil. Aynı anda hem güven hem getiri hem de alternatifler hesaplanıyor.
—
Sonuç gibi değil, devam eden bir düşünce
KKM’nin avantajı kaldı mı? sorusunun net, tek cümlelik bir cevabı yok. Çünkü mesele sadece bir finansal ürün değil; Türkiye’nin ekonomik hafızasının bir parçası.
Bir dönem güven ihtiyacına cevap verdi, bir dönem sistemi stabilize etti, şimdi ise daha çok “yeniden dengelenen bir araç” haline geldi.
Bursa’da sabah işe giderken düşündüğüm şey şu oluyor: Ekonomi bazen bir tren gibi. İçindeyken hızını çok hissetmiyorsun ama dışarıdan bakınca ne kadar yol aldığını fark ediyorsun.
KKM de bu yolculukta bir duraktı. Şimdi ise o durağın işlevi değişiyor.
Ve muhtemelen bundan sonra asıl soru şu olacak: “Onun yerine ne geliyor?”
İlgili Yazımız: Kabak çekirdeği karaciğer yağlanması yapar mı ?