İçeriğe geç

Kozmolojik düşünce nedir ?

Kozmolojik Düşünce Nedir? Evreni Anlamaya Çalışırken Kendimizi Kaybetme Sanatı

Yine bir Iliyagulersen içeriğiyle karşınızdayız! Bu kez konumuz: “Kozmolojik düşünce nedir”.

İzmir’de bir yaz akşamı sahilde oturup çay içerken gökyüzüne bakmanın garip bir tarafı vardır. Bir yandan dalga sesi gelir, bir yandan yan masadan “Abi bu sene de kira artacak mı?” tartışması yükselir, diğer yandan insan kafasını kaldırıp milyonlarca yıldızın olduğu o dev boşluğu görür. İşte tam o anda beynimin içinde iki farklı kişi konuşmaya başlar.

Biri der ki:

“Boş ver, yarın erken kalkacaksın. Eve git, telefonunu şarja tak, hayatına devam et.”

Diğeri ise biraz fazla düşünceli olan tarafımdır:

“Peki ama biz neyiz? Evren neden var? Bu kadar büyük bir sistemin içinde bizim kahve sipariş ederken ‘şekerli mi şekersiz mi?’ diye düşünmemiz ne kadar ilginç değil mi?”

İşte bu ikinci tarafın yaptığı şeyin adı aslında kozmolojik düşünce ile yakından ilgilidir.

Kozmolojik düşünce nedir?

Kozmolojik düşünce, insanın evrenin yapısını, başlangıcını, işleyişini, içindeki yerimizi ve varoluşumuzun anlamını sorgulayan düşünce biçimidir. Daha basit anlatımla söylemek gerekirse, “Bu koca evrende biz neredeyiz ve bütün bu düzen nasıl oluştu?” sorusunun peşinden gitmektir.

Ama bu soruyu sadece bilim insanlarının laboratuvarlarda veya filozofların eski kitapların arasında sorduğunu düşünmeyin. Aslında hepimiz hayatımızın bazı anlarında kozmolojik düşünceye dalıyoruz.

Mesela gece yatağa girersiniz. Telefonu kapatmışsınızdır, oda sessizdir. Tam uyuyacakken beyniniz size küçük bir sürpriz yapar:

“Acaba evrenin bir sonu var mı?”

“Ben neden tam olarak benim?”

“Dün markette neden yanlışlıkla kasiyere ‘sen sağ ol abi’ dedim, halbuki kadın abla bile değildi?”

Beyin bazen büyük sorularla küçük utançları aynı dosyaya koymayı çok sever.

Evreni düşünmek neden insanın aklını karıştırır?

Çünkü insan küçük bir canlıdır ama büyük sorular sorar. Boyumuz birkaç metre bile değilken milyarlarca ışık yılı genişliğindeki bir evreni anlamaya çalışıyoruz. Bir kedinin bilgisayar mühendisliği okuması gibi biraz iddialı bir durum.

Ama işin güzelliği de burada.

İnsanlık tarih boyunca gökyüzüne baktı ve “Orada ne var?” diye sordu. Eski uygarlıklar yıldızları inceledi, gezegenlerin hareketlerini anlamaya çalıştı. Filozoflar evrenin neden var olduğunu sorguladı. Bilim insanları ise gözlem ve deneylerle bu büyük yapıyı çözmeye çalıştı.

Yani kozmolojik düşünce aslında insanın merak etme yeteneğinin bir sonucudur.

Ben bazen arkadaşlarımla otururken bu konulara giriyorum. Tabii ortam genelde pizza siparişi ve futbol konuşması seviyesindeyken bir anda şöyle bir cümle kurabiliyorum:

“Düşünsenize, aslında hepimiz evrenin tarihindeki çok kısa bir anda yaşayan yıldız tozlarıyız.”

Arkadaşım genelde bana bakıyor:

“Tamam da sen pizzanın kenarını neden yemiyorsun?”

İşte insanın kozmolojik düşünceye dalıp beş dakika sonra pizza kenarı tartışmasına dönmesi böyle bir şey.

Kozmolojik düşüncenin temelinde hangi sorular vardır?

Kozmolojik düşünce birçok büyük soruyla ilgilenir. Bu soruların bazıları bilimsel araştırmalarla, bazıları felsefi yaklaşımlarla ele alınır.

Evren nasıl başladı?

İnsanın en büyük sorularından biri budur. Evrenin bir başlangıcı var mıydı? Eğer vardıysa bundan önce ne vardı?

Bu sorular gerçekten insanın beynini zorlar. Çünkü günlük hayatta her şeyin bir başlangıcını görmeye alışığız.

Bir evin başlangıcı vardır.

Bir filmin başlangıcı vardır.

Bir kahvaltının bile başlangıcı vardır. Özellikle İzmir’de sabah boyoz kuyruğuna girdiyseniz, kahvaltının başlangıcının sabır testi olduğunu öğrenirsiniz.

Ama konu evrene geldiğinde işler değişir. Çünkü burada alıştığımız ölçüler yetersiz kalır.

Evrenin bir amacı var mı?

Kozmolojik düşüncenin bir diğer önemli noktası da budur. İnsan sadece “Nasıl oldu?” sorusunu değil, “Neden oldu?” sorusunu da sorar.

Bu noktada bilim, felsefe ve inanç sistemleri farklı açıklamalar ortaya koyabilir.

Bazı insanlar evrende bir anlam olduğunu düşünür. Bazıları ise anlamın insan tarafından oluşturulduğunu savunur.

Bence insanın en ilginç özelliklerinden biri şu: Evrenin anlamını ararken kendi hayatının anlamını da arıyor.

Bazen bir arkadaşım “Hayatta ne yapıyorum ben?” diye soruyor. Beş dakika sonra aynı kişi internetten indirimli hamburger kampanyası takip ediyor.

İşte insan böyle karmaşık bir varlık.

Hem sonsuzluğu düşünüyor hem de patates kızartmasının yanında sos ücretsiz mi diye bakıyor.

Günlük hayatın içinde kozmolojik düşünce

Benzer Konular: Kalbin manası nedir ?

Kozmolojik düşünceyi sadece ağır, ciddi ve uzak bir konu gibi görmek yanlış olur. Çünkü aslında günlük hayatın içinde sürekli karşımıza çıkar.

Bir sabah İzmir’de vapura bindiğinizi düşünün. Etrafınızda yüzlerce insan var. Herkes farklı bir yere gidiyor, farklı şeyler düşünüyor, farklı hikâyeler taşıyor.

Birinin aklında iş vardır.

Birinin aklında aşk vardır.

Birinin aklında akşam ne yemek yapacağı vardır.

Ama yukarıdan bakıldığında hepimiz aynı gezegende yaşayan küçük hikâyeleriz.

Bu düşünce insana hem garip hem de güzel gelir.

Çünkü bir yandan ne kadar küçük olduğumuzu fark ederiz, diğer yandan var olmanın ne kadar büyük bir olay olduğunu anlarız.

Kendimizi evrende fazla ciddiye almamak

Bence kozmolojik düşüncenin en eğlenceli taraflarından biri insan egosunu biraz törpülemesidir.

Bazen küçük bir tartışma yaşarız ve dünyanın sonu gelmiş gibi hissederiz.

Mesela biri mesajımıza geç cevap verir.

Hemen beynimiz:

“Kesin bana kızdı.”

“Beni önemsemiyor.”

“Hayat artık anlamsız.”

Sonra öğreniriz ki kişinin telefonu şarjı bitmiştir.

Evren milyarlarca yıldır varlığını sürdürüyor, galaksiler hareket ediyor, yıldızlar oluşuyor ama bizim dramımız telefon bataryasına bağlı olabiliyor.

Bu biraz komik değil mi?

Ama burada amaç kendimizi küçümsemek değil. Tam tersine, insanın bu kadar büyük bir evrende kendi duygularını, hayallerini ve sorularını taşıyabilmesi oldukça etkileyici.

Kozmolojik düşünce insanı nasıl değiştirir?

Kozmolojik düşünce insana farklı bir bakış açısı kazandırabilir. Dünyaya daha geniş bir pencereden bakmayı öğretir.

Bir sorun yaşadığımızda her şeyin o andan ibaret olmadığını hatırlatır.

Bazen hayatımızdaki küçük problemler gözümüzde büyür. Sınav stresi, iş sıkıntısı, günlük tartışmalar… Bunların hepsi gerçek ve önemlidir. Ancak daha geniş bir perspektiften baktığımızda hayatın büyük bir yolculuk olduğunu fark ederiz.

Bu düşünce insanı daha sakin, daha meraklı ve daha anlayışlı yapabilir.

Bir gece gökyüzüne bakarken

Geçenlerde yine gece dışarı çıktım. İzmir’in ışıkları gökyüzünü biraz kapatıyordu ama birkaç yıldız yine de görünüyordu.

Yanımda arkadaşım vardı.

Dedim ki:

“Bazen düşünüyorum da, şu an baktığımız yıldızların ışığı belki de çok uzun zaman önce yola çıktı.”

Arkadaşım birkaç saniye sustu.

Sonra dedi ki:

“Güzel söyledin ama sen az önce telefonunu evde unuttuğun için yarım saat kapıda kaldın.”

Haklıydı.

İnsan evreni anlamaya çalışırken bazen kendi anahtarını nereye koyduğunu unutabiliyor.

Ama belki de insan olmanın güzelliği burada.

Hem büyük sorular soruyoruz hem küçük hatalar yapıyoruz.

Hem sonsuzluğu merak ediyoruz hem kahve soğudu diye üzülüyoruz.

Kozmolojik düşünce ve insanın bitmeyen merakı

Kozmolojik düşünce aslında insanın “merak eden canlı” olmasının en güçlü örneklerinden biridir. Gökyüzüne bakıp soru sormak, bilinmeyeni anlamaya çalışmak ve evrendeki yerimizi sorgulamak bizi diğer canlılardan ayıran özelliklerden biridir.

Belki bugün evren hakkında bildiklerimiz yarın değişecek. Belki yeni keşifler yapılacak, yeni sorular ortaya çıkacak.

Zaten bilimin ve düşüncenin güzelliği de burada.

Her cevap yeni bir sorunun kapısını açar.

Bir kapıyı açarsınız, arkasından başka bir koridor çıkar. O koridorun sonunda da yeni bir kapı vardır.

İnsanlık uzun zamandır o kapıları açıyor.

Bazen teleskoplarla, bazen kitaplarla, bazen de sessiz bir gecede gökyüzüne bakarak…

Sonuç: Evreni anlamaya çalışırken kendimizi de keşfetmek

Kozmolojik düşünce nedir sorusunun en kısa cevabı belki de şudur: İnsanlığın evreni ve kendi varlığını anlamaya yönelik büyük merakıdır.

Ama bu sadece yıldızları, gezegenleri veya galaksileri düşünmek değildir. Aynı zamanda kendimize bakmaktır.

Nereden geldik?

Nereye gidiyoruz?

Bu büyük hikâyenin içindeki yerimiz nedir?

Bu soruların kesin cevaplarını bulmak kolay olmayabilir. Belki bazılarını hiçbir zaman tam olarak bilemeyeceğiz.

Ama soru sormak bile değerlidir.

Çünkü bazen insanı geliştiren şey sadece cevabı bulmak değil, o cevabın peşinden giderken yaşadığı yolculuktur.

Ve kabul edelim, evreni anlamaya çalışan bir canlının bazen sabah alarmını üç kere ertelemesi de bu büyük maceranın oldukça komik bir parçasıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cartoonsshop.com.tr Sitemap
betcivdcasino güncel girişilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet