İçeriğe geç

Bizlik zamir mi ?

Bizlik Zamir Mi?

Kayseri’de, sabahın ilk ışıklarıyla gözlerimi açtığımda, birkaç gündür kafamda dönen bir soruyla uyanmıştım: Bizlik zamir mi? Bugüne kadar belki de yüzlerce kez kullandım bu kelimeyi, ama birdenbire, bir anlamını sorgulamak geldi içimden. “Biz” derken, aslında neyi kastediyoruz? Bir grubun içinde olmak, başkalarıyla bir bütün oluşturmak demek mi? Yoksa sadece bir sözcük mü? Belki de bazen içinde kaybolduğumuz, anlamını fark etmeden kullandığımız bir kavramdır bu. Her şey bir sohbetle başladı, sonra bir gün boyunca peşimi bırakmayan bir düşünceye dönüştü.

Bir Sohbet, Bir Anlam

O gün Kayseri’nin ortasında bir kafede, sevdiğim bir arkadaşım ile oturuyordum. Her şey gibi, sohbet de sıradan başlamıştı. Kahvemizi yudumlarken, son zamanlarda hayatımdaki değişikliklerden, küçük dertlerden bahsediyorduk. Sonra, birden, o kelime çıktı ağzından: “Bizim de bir şekilde her şeyi aşmamız gerekiyor, değil mi?” O an bir tuhaf oldum. Biz dedikçe neyi kastediyorduk? O “biz” hangi gruba aitti? O kadar geniş bir anlamı vardı ki… Kendi içimde “biz”in kime ait olduğunu sorgulamaya başladım. Bu kelime ne kadar da güçlüydü. Bir anda sadece tek bir cümle, beynimde milyonlarca düşünceyi tetiklemişti.

Gözlerimi odanın köşesine çevirdiğimde, birden hissettim: o an yalnız değildim. Evet, belki fiziksel olarak sadece iki kişi vardık, ama bu “biz”in içinde kimler vardı, bunu düşünmeye başladım. O “biz”, ailem, dostlarım, hatta toplumum, Kayseri’nin sokaklarında yürüyen her biri olabilirdi. Bir anda, “biz”in derinliğine düşüp kaybolmak, bir nevi kayıp olmak gibiydi. Kendimi o kadar çok “biz”e ait hissediyordum ki, bu zamirle ilgili hissettiklerim bambaşka bir boyut kazandı.

Geriye Dönüp Bakınca

Yıllar geçtikçe, insan “biz”in anlamını kendi yaşamıyla yoğuruyor. Ailemle geçirdiğim o eski zamanları hatırlıyorum. Çocukken annemle babam arasındaki diyaloglar hep aynıydı: “Biz yapacağız, biz gideceğiz, biz düşünüyoruz.” Birlikte geçirilen her an, aslında “biz”i biraz daha büyütüyordu. Her sabah o gülümseme, her akşam sofrada bir araya gelmek… O zamanlar “biz” kelimesi çok netti. Kim olduğumuzu, ne düşündüğümüzü, nereye gittiğimizi çok iyi biliyordum. Ama zamanla, büyüdükçe, bu tanımın ne kadar kaygan olduğunu fark ettim. Her şey değişti, biz de değiştik.

Günümüz “Biz”i

Şimdi, 25 yaşında bir yetişkin olarak, o “biz”i hâlâ arıyorum. Ama her şey o kadar karmaşık ki… Kafamın içinde, bazen birileriyle paylaşılan anlar çok net, bazen de her şey bulanıklaşıyor. Herkesin kendi yaşamını, kendi mücadelesini verdiği bu dünyada, “biz” dediğimizde kime ait olduğumuzu bulmak zorlaşıyor. O arkadaşımın cümlesi beni derinden etkiledi. Gerçekten de “biz” birbirini anlama, birbirine destek olma, birlikte bir şeyler başarma anlamına mı geliyor? Yoksa sadece bir grup insanın bir arada olduğu bir yerin adı mı? Kendimi, bu “biz”de tam olarak nereye koyuyordum? Yoksa bu soruyu sormak, yalnız olmadığımı göstermek için bir yol muydu?

Bir Yavaşlamış Düşünce

O an kafede otururken bir yandan arkadaşımın sesini duyuyor, bir yandan da kafamın içinde kendi iç sesimi dinliyordum. “Biz” kelimesinin, o kadar çok anlamı vardı ki… Bazen, sadece birkaç kişiyle aynı sofrada olmak, aynı havayı solumak, bu “biz”in içindeki her şeyi hissedebiliyordum. Diğer zamanlarda ise, bu kelime o kadar yabancılaşıyor ki… Bir yere ait olma hissi kayboluyordu. “Biz”in sınırları zamanla değişiyordu. Bazen bir aileyle, bazen bir arkadaş grubu ile, bazen de tanımadığınız birileriyle aynı dünyayı paylaşıyor olmak – aslında her biri farklı bir “biz”di.

Sonra Gerçekleşen Bir An

Bir gün, Kayseri’nin o kalabalık caddelerinde yürürken, yine o kelimeyi düşündüm. Yavaşça yürüdüm, şehri izlerken insanların yüzlerine bakmaya başladım. Her birinin bir “biz”i vardı, bir parçası olduğu bir grup. O kadar farklı hayatlar, o kadar farklı geçmişler… Ama bir şekilde hepsi aynı “biz”i paylaşıyordu. Kimisi, belki işyerindeki arkadaşlarıyla, kimisi sokakta tanımadığı biriyle aynı şehirde yaşıyor. Bu kadar farklı insanların bir arada olduğu bir yerde, “bizlik” hala geçerli mi? Hala bir yerlerde tek bir anlam taşıyor muydu? Yoksa biz, bu büyük hayatta herkesin kendi yolunda yalnız mıydı?

Bir Duygusal Yansıma

İçimde bir şeyler değişiyordu. O gün sabah uyandığımda sorduğum soruya, hala net bir cevap bulamıyordum. “Bizlik zamir mi?” Belki de cevabı bulmak o kadar da önemli değildi. Önemli olan, bu soruyu sormanın bana ne hissettirdiğiydi. O kelime, bir arada olmanın, birbirini anlamanın gücünü hissettirdi. “Biz” demek, bir araya gelmek, bir şeyler paylaşmak, belki de birbirimize daha yakın olmak demekti. Gerçekten de, hayatın içinde bir “biz”i yaratmak, kelimelerden çok, duygularla ilgiliydi.

Hepimizin içinde kaybolan bir “biz” var. Ve belki de bu kelimeyi ne kadar çok sorarsak, o kadar derinleşir, o kadar güçlü hale gelir. Gerçekten “biz” olmak, sadece bir zamir değil, her an her yerde hissettiklerimizle şekillenen bir duygu. Öyle değil mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cartoonsshop.com.tr Sitemap
betcivd casinoilbet casinoilbet yeni girişBetexper giriş adresibetexper.xyzm elexbet